Bak bana İstanbul. Gözyaşlarım akıp gitti üzerimden, Yüreğimden... Hani sen derdin ki, geçer. Hani derdin ki, tükenir... Bak bana İstanbul. Tükendim! Kalbimden geçip gittiler, dur diyemeden. Sevmeleri anlat bana, Sevişmeleri, Tadı damağında kalmış...
SAL OLMAYI DÜŞLEMEK Diğerlerinden vazgeçtim. Ellerimdeki nasırlar dünyayı ekip biçmekten. Dünyayı nadasa bırakalı çok olmuyor. Bakalım bir daha ki bahara elime geçenlerle doyurabilecek miyim ruhumu? Tenimden sıkıldım...
SAL OLMAYI DÜŞLEMEK Diğerlerinden vazgeçtim. Ellerimdeki nasırlar dünyayı ekip biçmekten. Dünyayı nadasa bırakalı çok olmuyor. Bakalım bir daha ki bahara elime geçenlerle doyurabilecek miyim ruhumu? Tenimden sıkıldım...
Gölgelerdesin sancılarıma ortak olmak istemişsin …puslu sabahla PUSLU SABAHLAR Gölgelerdesin, sancılarıma ortak olmak istemişsin. Puslu sabahlarımı almaya gelme, seninle ölmeye niyetim yok. Kıyıya vuran çakıl taşları ve denizin...
Azra; kaldırım çiçeğim, Kaldığı yerde gömülen kadınım, Gömülünce sessiz kalanım... Azra; Seni koklayanlarda suç, Sen sende değilken, seni alanlarda... Canına ot tıkayanlarda. Düştüğün yollar senin değildi ki.. Düştüğünde on beştin, Kalktığın da kırk beş, Çok...
Düşler sokağı çıkmazı, Düşler sokağı çıkmazı burası; Kalk gençliğim, Yürü... Ayağına batan dikenleri de sev, Dağılan saçlarını da... Düşler sokağı çıkmazı, Levhalarında saklı hayaletlerim, El bebek büyütüldüysem, Suçlu ben miyim? Kapat gözlerini, adımı sayıkla. Kurutulmuş...
Kelebeklerin ömrü kadardı sana sevdam. Sen bilmedin; İstanbul bildi beni!. İstanbul dört döndü kapımda, Aşkım da, aldanışım da... Kolum kanadım kırıkken uçurdu. Yaşarken öldürdü Ölüyken diriltti hatta. Kalemimin mürekkebi tükendi sevgili, Sen bilmedin;...
Bütün başlangıçlar gibi, hiç bitmemek pahasına çıktığım bu yol, bana kendimi öğretecekti, bense olacaklardan habersiz bildik o günler gibi kalkıp giyindim, beyaz...
Bir tahta parçası üzerinde okyanusun ortasına salınmış, üzerinde dünyaya ait hiçbir şeyi olmayan ama dünyada olduğunu bilen bir et yığınıyım ben. Etlerim acıyor, ama...
Bu toprakları seviyorum... Yeşilini mesela...”Ne kadar da geliştik” diye işaret eden parmakların, devasa duvarlar arasına sıkıştırdıkları yeşili...”Çarpık kentleşme” diye bağıranların, bir...
Özgürsün... Sanma ki, seni almak için geldim. Dalgaların eşliğinde dinliyoruz hayatı. Bırak içindeki köhne fikirleri, bırak hesapları... Hayatın sana gülümsediğini kaç kez gördün...
Sandığından daha uzun zamandır bekliyorum! Kara trenlerin imdat düdükleri çalalı, raylarda sabahladım “gelirsin”...
“Yüreğime demirledin madem; Bu limanda ayrılık şarkıları çalmasın... El sallayanlar, Elvedalar, Hüzünlü yüzler olmasın. Toplan gidiyoruz. Nereye olduğunu sormayacak kadar sevdin madem ki beni, sessizce gel...
Öpülmedikçe ne işe yarar dudakların? Ya kalbin… En acemisinden sev beni, en kötü günlerin için sakla benden sana kalan ne varsa, ne hüzünlerinle kardeş ol, ne sevinçlerinle...
Hangi buluta tutunmamı istersin? Bak kuşlara meydan okuyorum bu sabah. En ücra köşelerinde kendimden bile sakladıklarımı haykırıyorsun. Susmanı istesem ne değişecek? Tütsü kokuları yayılıyor...
Gölgelerdesin, sancılarıma ortak olmak istemişsin. Puslu sabahlarımı almaya gelme, seninle ölmeye niyetim yok. Kıyıya vuran çakıl taşları ve denizin küçük kızları yakamozlar; ne...